2 Aralık 2017 Cumartesi

Eski japon dilenci Komuso'lar

Bugün çok ilginç, bende ilk kez öğrendiğim bir bilgiyi sizinle paylaşmak istedim. Bu ülkede ne kadar çok uzun yaşasanız da yine de kaç bin yıllık bir kültürü öğrenmeye yaşınız yetmiyormuş:)
Kafalarını bambu sepetle örtüp, flüt çalarak dolaşan "Komuso" lardan bahsedicem.

Japonya'daki Zen Budizminin gezgin rahipleri “komuso”lar tuhaf ve gizemli görünümleri ile samurayların hakimiyetindeki dönemde ninjalar,roninler ve savaşçı keşişler gibi iz bırakmış bir gruptu.

Komusolar inançları nedeniyle bütün ülkeyi baştan başa dolaşıp başlarını kocaman bir bambu sepetle “tengai” kapatarak insanlara, dolaştıkları sokaklara, ormanlara, hiçliğe özgelişimlerini tamamlamanın aracı olan bambudan yapılmış flütleri “shakuhachi” ile nefes vermişler.


Halkın “boşluğun rahipleri” adını verdiği komusoların yıldızının parladığı ve özel ayrıcalıklara sahip olduğu Tokugava Hanedanı döneminde hiç bir engellemeye maruz kalmadan Japonya'da dilenmek ve meditasyon yapmak için serbestçe dolaşma hakkı elde ettiler.

Elbette bunun küçük bir karşılığı vardı.
Komusolar budist rahip olmanın yanı sıra Shogun'un ajanları olarak çalıştılar.
Nerde shoguna karşı aksi bir tutum gelişse orada komuso sayısı artardı.
Eski düşman beylerin adamları olan roninler ve ninjaların büyük kısmıda komuso olmuştu.

Bu yüzden Shogun aslında komusoları pek tekin adamlar olarak görmüyordu. Ne zaman bir komusodan şüphelenilse shakuhachi ile “suizen” yaparken kullandığı nağmeleri çalması istenirdi.
İmparator gücü eline alıp samurayların iktidarına son verince komusolarda ortadan kalktı.

1 Aralık 2017 Cuma

Tarihi japon evlerinin avluları

Eski Japon kültüründe bizim gibi büyük aile yaşantısı varmış.
Kaynana-kaynata, eltiler, kayınlar ve torunlar aynı avluya bakan birbirleriyle iç içe yapılar kurarlarmış.
Artık tarihi müzelik aşamasına gelmiş evlerde avlu hala ayakta tutturulmuş durumda.
Hatta gözleri gibi bakıyorlar bu avlulara.
Hepsi de kumla kaplanmış harika bir Japon bahçe sanatı.

Her evde bir aile kalırmış. Ama avluları ortakmış.
Aslında en güzel zamanlar o zamanlardı bence.
Hiç yaşayıp görmedim bizim sülalede ama bir küçük pazarlı(Eminönü) olarak orada çoğu evler avluluydu.
Orada tabiki komşular iç içeydi.
Doğulularda akrabalık vardı.


Oyun oynamaya özellikle bu tür avlulu evlerdeki arkadaşlarımıza giderdik.
En son gittiğimde bir kaçı tamamen yıkılmış.
Birisi de devlet onarmış ve otele çevirmiş:) olsun ayakta ve hala önünden geçerken bu evin avlusunda ne oyunlar oynardık diye gösterebileceğim bir ev var orada :)

Japon animelerine ve filmlerine meraklı olanlar görmüştür.
Çocuklar, kadınlar bu avlunun etrafında nasıl koşturduklarını :)
Size en güzel avlulu eski evlerde oynayan bir komedi ismi vereyim izleyin YouTube da :)
Shimura ken bakatono yazın.
Hepsi tarihi ve saray skeçleri oluyor

19 Kasım 2017 Pazar

Japon tarzı meyve, sebze pazarı

Bu hafta bizim mahallenin Çarşamba pazarına gittim.
Aaaa Japonya’da da pazar kuruluyor mu diyenleri duyar gibiyim:)
Ben Japonya’ya geleli hep aynı semtte oturduğum için pek genelleme yapamayacağım.
Ama kuruluyor diyebilirim. En azından bizim semtde ve semtteki avm’nin önünde:)
Her hafta çarşamba günleri; Osaka’dan, Kyoto’dan, Nara’dan köylüler kendi ekip biçtikleri meyve, sebze, yeşil çayı ve evde yaptıkları sosları getirip bu pazarda satıyor.
Bu cadde umeda’dan namba’ya doğru yada tam tersi yol üzerinde.
Osaka büyük şehir belediye binasına yakın bir yer.
Japonya’da pazar kültürü yok aslında.
Her semtte ve şehirde nadir ve küçükte olsa pazar kurulur.
Ama bizimkiler gibi değil :)
Gözünüzün önüne öyle bir imaj getirmeyin:)
Pazarcılar seslenir ama kulakları çınlatmaz, laf atmaz, azarlamaz ve öyle yerlerde çöplük olmaz. Pazarlık? işte o hiç olmaz:)
Tezgaha yaklaştığınızda tadımlıklar sunarlar. Özellikle de evde yaptıkları sosları, kek veya börekleri yapıp getirmiş ev hanımları.
Alttaki video’da göreceğiniz, videonun sonuna doğru 7 yaşlarında küçük bir pazarcı kız vardı bayıldım seslenişine.
Onu dinlediğimi farkedince sustu ama küçük bir selam çaktı size :)


Not: Pazar kültürünü sevenler, Daimaru avm’nin pazar günleri oluyor.
Sanırım hafta sonları. İçerdeki marketler indirimli olarak hafta sonu sokağa çıkardıkları ürünlerle pazar kuruyor. 

Bunları takip edebilirsiniz. Cidden uygun oluyor.

8 Kasım 2017 Çarşamba

Japonların ilginç çamaşır yıkama tekniği

Türkiye’de çamaşırları, özellikle’de beyaz çamaşırları ev hanımlarının gurur duyarak balkona asmalarına bayılıyorum:)
Hani sakız gibi bembeyaz atletler, kar gibi çarşafları etrafına salına salına bakarak sermesi çok güzel:)
Biz Türk kadınları beyazları en az 90 derecede yıkamazsak olmaz:)
Hele bir de bunu akşamdan bekletmeler, kazanda kaynatmalar, çamaşır sularına bastırmalar vs..
Eskiden çamaşır makinesi mi vardı bacım!
Kazan’larda su kaynatır, leğende ayakla çiğnerdik çarşafları.
Gücümde yetmezdi:) daha 15’lerindeydim:)

Bir de çalışırdım.! Hafta sonu da annem tepelenmiş çamaşırları önüme yığardı:(
Benden 2 yaş küçük kardeşimle tepinirdik üzerinde gücümüz yetmezdi bari ayakla yıkayalım diye.
Ha öyle köyde falan da değil :) İstanbul’da da öyleydi o zamanlar:)
Sanki istanbulluyuz diye lüks hayatımız mı vardı 80’lerde, 90’larda...
Çarşafları sıkmak için bir ucundan ben tutardım, bir ucundan bacım, kolları çevire çevire suyunu sıkardık:)
Neymiş anam kız yetiştiriyor, bugün bana yapıyorsanız, yarın kendinize öğrenirmişsiniz...
Eee n’oldu?? 3-5 sene sonra merdaneliler, 90’ların sonunda da otomatikler çıkmadı mı?!!!
Küçük yaşta ezildiğimizle kaldık:))


Japon’lar herhalde 50’lere kadar elle yıkamışlardır.
Japonya’ya daha erken gelmiş bu tür elektronik aletler o yüzden bizden çok çok ileri teknolojileri de var, hala bizim 80’lerdekine benzer aletleri de var.
Örneğin çamaşır makineleri; Dış görünüşleri merdaneliye benziyor.
İçindeki kazanı da aynı merdaneliler gibi bir sağa, bir sola dönerek yıkıyor.
Tek farkı üstünde bulunan çift dişli merdanelinin arasına sokup sıkmalı değilde, yine aynı kazanda olduğu yerde hızlı dönerek suyunu sıkıyor.

Ama Bu merdaneliye benzer makineler olsun, tam otomatik makineler olsun yine bize büyük fark atmışlar:)
Çamaşırlarını öyle ne 90 derecede yıkarlar, ne ön yıkama yaparlar nede önceden beyazları kaynatırlar.
Ehh çamaşır suyu her şekilde kullanırlar canım o baş tacımız:)
Japon’lar çamaşırları siyah/beyaz diye de ayırmazlar:)
Şaka gibi ama cidden Japonya’da çamaşırlar karışık yıkanır!
Hemde buz gibi soğuk suyla.. Japonya’da makinelerin su ısıtma özellikleri de yoktur..
Çeşme’den gelen suyla direk alır, yıkar ve sıkar:)
Tam otomatikler de öyle. Yurtdışından gelmiş markalarda nadir de olsa bulma imkanınız var.
Ben bir İtalyan markası tam otomatik bulmuştum. Onun su ısıtma özelliği vardı.
Hem de kurutma özellikliydi. Ama çok pahalıya gelmişti o makine bana.
O makine parasıyla videoda gördüğünüz makineden 5 tane alınırdı o zamanlar:)
Zamanla bozuldu attım. Yine mi kaldık Japon makineleriyle başbaşa:)

Video’da Japon çamaşır makinelerinde çamaşır yıkama şekli, çamaşır tozu ve yıkanmış çamaşırları göreceksiniz:)
Aramızdaki tek fark ben ip’e mandalla Türk işi asarım, onlar demir’e elbise askısıyla asarlar:)
İşte onu hiç sevmiyorum! Çamaşırı gerdire gerdire sirkeleyip, ucundan tutup inci gibi dizerek asmak bizim geleneklerimizde, kültürümüzde vardır:)) Türk her yerde farklılığını göstermelidir arkadaş :)